23 Nisan 2018 Pazartesi

dünyadan olmamak



Fotoğraf: Yasemin Şenyurt


sabah denizde bulmuştum kendimi
kalbim çarpıyordu
rüya gibi
balıklara yakındım

hayretler içinde kalmıştım
zar zor konuşuyordum
deniz kızı olmuşum üç günlüğüne
dileğim gerçekleşmiş

tuz içinde dilim damağım
güneş içinde başım
mantıklı ol diyor dünya ama
ben dünyadan değilim bu sabah

yasemin şenyurt
24.04.2018
Ankara 

18 Nisan 2018 Çarşamba

Salıncak Sırası




Malevich diye bir ressam (mı)
Şiir yazmış nokta
Kar kaplı çatıda 
Beslenme çantasında bile not defteri
Ben hayal kurunca böyle
Adını duydum kare kare
Gözlerim deniz içinde
Magritte bir ressam diye (mi)
Kuşlar havalanıyor
Ellerine dokunmak için uzanıyor bir pati
Yaprak yeşil ve dönüşüyor
Omzumdan içeri 

Düşünüyordum da
Karşı bahçeden gelen çocuk sesleridir
İlkbahar
Hayal edersin 
Salıncak sırasındaki yetişkini
yasemin şenyurt
ankara
18.04.2018

trieste'de bir an






Gözlerimi kapayınca mı Roma
Açınca dondurma düşmüş
Yeşilköy'de annem babam ve ben
Dünyaya dair merak içindeyim

Gökyüzü çok yıldızlı
Ses tonuma kaçmış antep fıstığı
Gözlerimi kapayınca mı İstanbul
Aklım fikrim şiirlerde

Yıllar sonra sırtımda bir çanta
Giderken İtalya'ya 
Aklım fikrim mavide
Gözlerime inanamasam da

Trieste'de bir an
Sonsuz güzel
Özgür
Umberto Saba'nın şiirleri kadar

Trieste'de bir an
İyileşmeye dair
Sonsuz mavi
Özgür 

Yasemin Şenyurt
18.04.2018

10 Nisan 2018 Salı

iki kere iki






ne zaman kitabın başına dönsem
aklım güneşte kalıyor

ilkbahar öğretiyor
iki kere iki kere bazen bir asal sayı edebilir

melih cevdet anday okumadan önce
rahatım yerinde
ağaç ağaçtır diyebiliyorum

orhan veli okumadan önce
rahatım yerinde
 dalgacı mahmut gökyüzünü boyuyormuş bilmiyorum

nazım hikmet okumadan önce
rahatım yerinde
tahir ile zühreden habersizim

attila ilhan okumadan önce
deniz yerli yerinde 


yasemin şenyurt
10.04.2018

6 Nisan 2018 Cuma

Çello Rüyası





Güzelce görmek için iyice ölmek lazım. Ölmekten kastım yaşamın son bulması değil. Sonsuz olmadığımızın farkındalığı ile yaşamaya başlamak bence değişimin başladığı an. İyice ölmüşseniz görme haliniz de bundan etkilenir. Geçenlerde bir rüya gördüm. Bir çeşit zihinsel aktivitelerimi anlamaya çalışan bir makineye bağlanmıştım ve bu makineden kurtulduktan sonra "ne oldu" diye sorduğumda gördüğünüz resimlerden sadece çello resmine çok aktif tepki verdiniz, çelloyu çalmaya çalıştınız gibi bir yanıt aldım. Hayatımda enstrüman çalmayı hiç başaramamış biri olarak gördüğüm bu rüya bana öğrenme tutkumu işaret etti. Öğrenme tutkumu gördüm ve yaşamda bilmediğim şeylerin beni çok heyecanlandırdığını daha iyi anladım. Sınırlı ve sonlu olduğumuz bilinci ve belirsizlikler insanı kötü etkiler gibi gözüküyor ama insan bu iki gerçeği kabul edebilir ve onlara bakışını değiştirirse en karamsar zamanında bir ayrıntı ile, bir anı ya da bir öykü ile aktif cevaplar verecek ve hatta yaşadığı tüm olumsuzluklara meydan okuyabilecektir. 

İyice yaşamak demedim, farkındayım. İyice ölmek dedim çünkü ölmek yaşamak kadar gerçek ama yaşamdan kat kat fazla farkındalık yaratma gücü var. Her şeyi sıralamaya çalışırken ya da belli bir düzen içinde anlamaya çalışırken birden bir şey yaşamınızı kesintiye uğratıyor ve bu bazen aşk ve bu bazen sevdiğiniz birinin kaybı bazen de bir kitap... Yaşamınızın kesintiye uğraması ile bambaşka bir insan olma ve hayatı eskisinden çok daha farklı algılama olanağınız var. Bu yaşam deneyimi bir çeşit ölüm. Belki de şöyle demeliyiz: " Ah bu ölüm çekilmez/ içindeki farkındalık olmasa" Siz bu deneyimi herkes ne der ya da nasıl düşünür düşüncesinden sıyrılamadan yaşarsanız iyice ölme şansınızı ya da başka bir insan olma şansınızı yitirirsiniz. 

Rüyama dönecek olursak belki de bana kalem, daktilo, akrilik boya, tuval de gösterdiler ama sadece çelloya yanıt verdim çünkü o çello gelecek demek. Geleceğe ve bilinmeze böyle güçlü bir yanıt verdiğim için kendimi seviyorum.
Yaşamın hesaplanabilir olmadığını anlatan Dostoyevski'ye saygı ile...

Yasemin Şenyurt
05.04.2018
Ankara 

1 Nisan 2018 Pazar

şaka gibi şiir

 


demliğe kaç kaşık bulut sığmış
deniz bilgini de olurum bu gidişle
kaptan da olurum

gerçekliğin dibini de kazırım
külah da yaparım 
içine şekerler koymak için

somut ve soyut öyle kolay ayrılamaz birbirinden 
misal mi istiyorsun
isteme

yağmuru sevmeden
ağlamayı öğrenmiş sayılmazsın

kirpiklerim ok değil
öğrendim işte
seneler sonra

gerçekliği sildim biraz
korktular
yerine koyacak şeyim yok sanmışlar
mübalağa sanatında hata olmaz 
gerçekliği silince
yedi pamuk prenses geldi
oturduk
uçan halıda

mübalağa sevmeyince
nisan ayını unutur insanlar
çocuk olmamışlar gibi
etekleri uçuşmamış
karınları zil çalmamış gibi

nisan ayını unutmasa pekiyi olacak insan
teşekkür alamasa da meleklerden
takdir alacak şairlerden 

yasemin şenyurt
01.04.2018
ankara

31 Mart 2018 Cumartesi

bir sürahi limonata



çiçek aşısı olurken
kaptırdım kendimi
bahçeye dönüştüm

inandım ki 
inadına lirik olmalı bir gün

buz gibi bir limonata ile unutmalı insan
en koyu derdini
şöyle kafasını kaldırdı mı
kadrajına almalı düşlerini

şöyle kollarını açtı mı
kucaklayabilmeli arkadaşını

deniz kokusunu davet etmeli
çayını yudumlarken

bir kitabın seksen yıl hatrı olmalı
aklımda dememeli insan
ladese tutuşsa da sürekli
aklında olsa bile 
unutmamış olsa bile
yenilebilmeli

yasemin şenyurt
31.03.2018
19:04