18 Ocak 2018 Perşembe

yaşamı sökmüş gibi gülümseyen çocuk




Şarkılar dinleyerek sakinleştirirdim kendimi. Uysaldım. İçimde çocuklar koşuştururdu, bir çocuk hiç koşuşturmazdı, o okurdu. Eline ne geçerse, tabelada ne yazarsa, gazete, dergi, kitap okurdu. Okurken heyecanlanırdı. Her cümlenin sonuna geldiğinde okumayı değil de yaşamı sökmüş gibi gülümserdi. Yaşamı sökmek öyle kolay mı derdi koşuşturan ve yüzü epey kızarmış bir çocuk ve bizim okur başını öne eğerdi. Bir gün öyle bir öykü yazacağım ki herkes benim kim olduğumu anlayacak demeden okurdu, yazardı, okurdu. Bir gün bir şiir kitabım olacak demeden şairleri tanırdı. Yaşamı söker gibi gülümserdi, diğer çocuklar hep bir ağızdan ona seslenirdi: Öyle kolay mı!

Süt içerdi. Matematiği zayıftı. Kendisi sıskaydı. Sütü balsız içerdi.
Mutluluk oyununu YALNIZ oynamaya bayılırdı.
Evcilik oynamaktan sıkılırdı.

Yetişkinlerle arkadaş olmaya başladı. Diğer çocuklara ayak uyduramıyordu. Çünkü diğer çocuklar habersizdi cümlelerin devrik kurulabileceğinden. Hayatın devrik yaşanabileceğini öğrenmeleri için bir zorlu sınavdan geçmeleri gerekecekti.
Zarf nedir, zamir nedir, dolaylı tümleç nedir öğrene öğrene kompozisyonlar yazıyordu.
Kompozisyonlarına tuhaf isimler buluyordu.
Mutsuzluk Salatası veya Buğulu Ayna…
Mutsuzluk Salatası başlığını koyduğunda yaşamı söker gibi ağlamıştı. Kağıttaki mürekkep dağılmış, kompozisyon okunamaz hale gelmişti.
Diğer çocuklar onunla alay etmişti.
Matematiği zayıf, hayalleri yamuk, kompozisyonları yaş içinde mutluluk oyununu yalnız oynamaya bayılırdı.
Biri geldi yıllar sonra. Çocukluğundan mı, cennetten mi, düşlerden mi bilemedi. Değişti onunla. Başka türlü baktı olaylara. Mutluluk oyunu onunla daha başkaydı.
Kitap kokularına bayılıyordu ikisi de.
“Ama sen…”
Şaşkınlık, heyecan, sevinç içinde bir dilek tut dedi ona. Bugün doğum günün.
“Ama sen…”
Kendimi affettirebilir miyim dedi ona kalbi bir şeye kırılınca.
“Ama…”
Ama bağlacını çok kullanıyorsun dedi ona.
Gülümsedi, kendini sevdi, hayatı daha iyi anladı.


Yasemin Şenyurt
2018 Ocak 

18 Ocak 2018





Çıtkırıldım olmaya gerek yok. Kendi kendime mi söylüyorum bunu? Üzerimde haki yeşili bir ceket ve ayaklarımda en sevdiğim botlar. Biraz silmeli şu botları. Toz toprak içinde kalmış. Toz toprak içimde kalmış. Yağmur yağsın ki mis gibi koksun toprak. O ne muazzam şeydir, içine çekersin, çekersin, doyamazsın. Sevdiğin her şey birbirine fısıldar: O bizi seviyor.

Üzgün olmaya gerek yok. Diyelim ki unuttun yemeği ocakta, yanık kokuyor bütün mutfak, tencere simsiyah. Peynir vardır muhakkak. Biraz da makarna olacak dolapta. Gitti güzelim kereviz. Sen yine de bir şarkıya tutun, düşlere dal, penceredeki tıkırtıya koş, bir e-posta yaz, bir gülümseme iliştir not kağıdına, uçsun gitsin kedere dair ne varsa. Hayır, inatlaşma, yandı o kereviz. Kabul eder misin? Bir şarkı geliyor paçalı bir güvercin ile, tıkırtı ondan, şarkıyı söyler misin?
Sesim kötü diyemezsin. Öyle kolay kolay pes edemezsin. Bir defa yaşanıyor 18 Ocak 2018. Bir defa tadılıyor yanık kereviz. Görüyorum ki saatin tıkır tıkır çalışıyor. Memnun musun bundan? Arada bir pili de bitmez mi? Ne biçim saat!
Ben saçlarımı dalgalandırmaya gidiyorum. Siz gülmenize çilek kokusu iliştiriyorsunuz. Ben dizlerimi çok seviyorum. Titrediğinde bile çok seviyorum. Siz bir aynada kendinize bakıyorsunuz. O bakışı seviyorum. Buğulanıyor dünya o anda. Bir yere otuyorum. Saçlarım dalgalanmış.
Tarağımda yasemin kokusu. Demlikte bir ya da iki poşet çay. Eskiden çay demleyemezdim. Eskiden çok korkardım mutfaktan. Mutfağa girenler kendilerini unuturmuş gibi gelirdi. Kendimi unutunca saçmalarım zannederdim. Neyse ki büyüdüm. Neyse ki çay demler, makarna haşlar, patates kızartır oldum. İleri gidip bütün bu yemekleri yaparken eğlenir oldum. Yazamadığım zamanlarda sıkıntı tozu yutmaktansa yemek yapmaya başladığımdan beri neşem yerine geldi. Yanık kereviz kokusunda bile bir garip neşe…
Kedim mama zamanının geldiğini haber veriyor, anne, anne, yine daldın, miyatume
Miyatume ne demek kızım diye soruyorum. Diğer kedim anne, anne, anlamıyorsun, uğraşma.

Tamam çocuklar, mamaları koyuyorum. Suyunuzu dolduruyorum.

Sokaktan bozacının sesi geliyor. Bir defa yaşanıyor 18 Ocak 2018. Saçlarım dalgaları, rimeli silerken o mendille kendime diyorum ki : çıtkırıldım değilsin. Bozaa diye bağırarak evin içinde çocukları şaşırtıyorum. Kaçışıyorlar, su kapları devriliyor, başıma iş açtım. Severim bu huyumu…

1 Ocak 2018 Pazartesi

Deniz Kızıyım

Şaka değil
Deniz kızıyım
Şaka değil
Üstelik kostüme de ihtiyacım yok

Ölüm olsa sonunda
Deniz kızıyım

Şairleri çok seviyorum

Nasihatlere karnım tok
Deniz kızıyım

Karada hayat çok
Aslında hayat yok
Kaçıyorlar derinlikten

Kayıp yaşıyorlar
Kaçak
Zalim biraz
Biraz dalavere ile

Deniz kızıyım
Şiiri sökemezsiniz yüreğimden
Okuyamazsınız da
İçimden geçenleri
Kurnazlığınız engel olur

Deniz kızıyım
Hayallerimi gerçeklerinize göre kuramam

Yasemin Şenyurt
02.01.2018

Koreografi Olmadan

dans etmeyi bilmeden
garip bir adım atıyorum
tekrar ediyorum
tekrar ediyorum
sonra 
sanki kendime ait bir gökyüzü çiziyorum
adımlarımla

bir adım daha zor
tekrar ederken daha zor
duyduğum
çığlık ve tekrar
çılgınlık ve su
yüzüm yaş içinde

dans sürüyor
odada
özgürlüğün öyküsünü okuyor arkadaşım 
yan odada
ve her yerde

dans ediyorum
yanardağı taklit ederek
ve sonra
tekrar 
ça ça

kimseden öğrenmedim
kimseye öğretemem
bedenimi durduramam
aklımda 
aklımı durdurmak olanaksız
bedenimde

aniden 
tekrar etmemeye başlıyorum
her adımda bir şey canlanıyor
yürümek değil bu

doğruluyorum
düşüyorum
uçuyorum
eğiliyorum
sürekli seslerin içinden


sürekli kavganın içinde

yavruağzı bir defterim var
dans ederken cebimde duruyor
bütün hareketleri o biliyor

çççççççççççç
aaaaaaaa

sürekli yerimden kalkıyorum
otobüste
uçakta
kabinde
kuliste
dans için

beyaz
dev bir dalga oluyorum
vaaaaa

u
y
u
m
b
e
n
c
e
i
y
i
b
i
r
ş
e
y
d
e
ğ
i
l

yasemin şenyurt
02.01.2018

23 Aralık 2017 Cumartesi

şair şansı




nergisler güzeldi
çılgınlık kokuyorlar ve 
çılgınlığı sevdiriyorlardı

nergisler karşı çıkıyordu
bütün boyun eğişlere
yutkunuşlara

nergisler 
bir saatin çalışmamasını
güzel buluyorlardı

bir takvim yaprağına dökülen çay lekesini 
şiire dahil ediyorlardı

kirpiklerde saklı ne varsa
nergislere açardı içini
bir çocuk gülümserdi o zaman
çerçeveden

ne kadar çılgınlık kokladığımızı kimse sormazdı
şair şansıydı bu

kimse şairleri tanımazdı
kağıdın kokusundan habersizlerdi üstümüzdeki
mürekkep lekelerini anlamazlardı

çekip çekip alırdı bizi 
edip cansever
kalabalıklardan

"ne çıkar siz bizi anlamasanız da" 
tekrar ediyordum bunu 
o kadar çok tekrar ediyordum ki
konuşamaz oldum
saklandım
şair şansıydı bu
kimse bulamazdı 

çekip çekip alırdı bizi nergisler
kuru gürültüden
aklı başında olmaktan kurtulurduk

şair şansıydı bu
atlardık denize
ver elini
orman
ver elini
yaprak
ver elini sincap

şair şansıydı bu

yasemin şenyurt
14.12. 2017
ankara
21.13

22 Aralık 2017 Cuma

benim diyebildiklerim





Benim
pırıltılı sözcüklerim var
kendimi bildim bileli
küsüm mücevherlere

Benim
yaralı cümlelerim var
içten bildim bileli
küsüm gösterişli şeylere

Benim 
kedilerim var
miyavlarken hüzünlü
patilerine küsemem

Benim
kitaplarım var
kokularıyla sarhoşum
anılarıyla zengin

Yetiyor da artıyor
Gözlerimden yaş geliyor 
Çay da demleniyor
Şarkılar da söyleniyor
Başımı soktuğum evde

Zor değil mi diyorlar
Zor ve güzel
Zor ve değer
Zor ve çok güzel

yasemin şenyurt
22.12.2017
saat: 21.06

21 Aralık 2017 Perşembe

Kar Kış Dinlemeden





Şizofreni Penceresinden Hayat Etkinliği'nde yer alacak tüm arkadaşlarıma: 

kendime bir uçurtma
kalbimden
şarkısı hürriyetten

şehrime bir panayır
cambazı şair
şarkısı aşktan

kendime bir elma şekeri 
sana da 
ısırdıkça deniz tadı

şehrime bir kütüphane
memuru şair
mimarı şair

kendime bir oyun
şimdi güneş oluyorum
kar kış dinlemeden

yasemin şenyurt