28 Aralık 2014 Pazar

Şarkı






bugün günlerden ne
bugün günlerden her gün
sevgilim
bugün bütün bir hayat
güzelim
sevişiyor ve yaşıyoruz
yaşıyor ve sevişiyoruz
ama hayatın ne olduğunu bilmiyoruz
ve günün ne olduğunu bilmiyoruz
ve aşkın ne olduğunu bilmiyoruz..

Jacques Prévert / Şarkı

Ateş

sevdiğini mertçe seven kişi,
pervane gibi özler ateşi.
sevip de yanmaktan korkanın
masal anlatmaktır bütün işi.

Ömer Hayyam


Fotoğraf: Yasemin Şenyurt

26 Aralık 2014 Cuma

Anlamak Nefistir



Gidilirmiş çok ama çok uzaklara
Anlat bunu
Dayanırmış insan ayrılığa
Anlat bunu

Gitmek çok ama çok kolaydır
Bir bilet bir de ceket yeter
İçindekiler kısmında bir kitabın
Tozlu bir aynada
Bir fotoğrafta
Aklından hiç silinmemiş cümlelerde
Kal
Kal diyorum sana
Kal

Kaldığında anlayacaksın
Anladıklarını değişmeyeceksin başka ülkelere
Başka şehirlerin kokularına
Başka insanların rüyalarına

Kaldığında anlayacaksın
Yaşamını
Neden üşüdüğünü
Nasıl ısındığını
Hatırlayacaksın
Nasıl sevdiğini
Kal diyorum

İçimdeki raflarda nergisler
İçimdeki kitaplarda şiirler
Yüzümde anlamış olmanın sevinci
Kal

Kalmak üzerine yazılmış ne varsa oku
Kendine anlat neden kaldığını
İnsan bazen böyle anlayabilir
Kal diyorum sana kal

Gitmek için bir bilet bir de ceket yeter

Kalmak için güçlü bir yürek
Kalmak için iyi bir hafıza
Kalmak için anlamak şart

Kalıyorum olduğum şehirde
Beni ben yapan bu yerde
Anlıyorum
Anlamak nefistir
Yasemin Şenyurt

17 Aralık 2014 Çarşamba

Özgürlük Şarkıları Söyleyen Tüm Derin İnsanlara




Yazı yazmak bence özgürlüklerin en güzeli. Cümleye nasıl başlayacağınız ve nasıl ilerleyeceğiniz konusunda o kadar çok etken olabilir ki ve o etkenlerden hangisinden etkileneceğiniz o kadar değişebilir ve değiştikçe sizi şaşırtabilir ki yazınız bittiğinde özgürlükten kaynaklanan bir baş dönmesi yaşayabilirsiniz. O baş dönmesinin etkisinde olmak da o etkiden uzaklaşıp yeni yazılara doğru ulaşmak damümkün. Bir cümle, bir sözcük ve hatta bazen bir harf bütün yazının seyrini değiştirir. O halde bazen duymak ve duyduklarının peşinde olmak gerekebilir. En önemlisi ise kendimizi anlamak ve yazı ilerlerken tehlikeli diye düşündüğümüz her şeyin yazının zaten içinde olduğunu bilmek. Özgürlük gerçekten de sorumlulukla ilgili bir kavram. Yazı yazmak ve kendi ruhumuzla yüzleşmek özgürlüğü getirdiği gibi bizden yanıtlar da bekleyen bir eylem. Dolayısıyla özgürlüğü her zaman her şekilde istediğimize erişme olarak algılamak insanı yanıltıyor. Bazen erişebileceğimiz halde erişmemeyi seçmek gerçek anlamda bir özgürlüktür. Bir cümle yazar ve bırakırsınız. Aslında o cümlenin seyrine etki etmeyerek ve diğer cümlelerin kurulmasına izin vermeyerek o cümleyi derinleştirirsiniz. İnsan olarak amacınız derinleşmekse bazen almak ve tüketmek istediklerinize karşı mesafeli yaklaşırsınız. Özgürlük şarkılarını söyleyen tüm derin insanlar içindir bu yazım.

7 Aralık 2014 Pazar

15 Aralık 2014 'de Ankara'da : İki Kitap Bir Heves






Etkinliğimize katılarak, duyurusunu yaparak, bilet alarak katkıda bulunmak isteyenlere teşekkür ediyoruz. Şizofreni hastalığı tedavi edilebilir ve bu hastalığı yaşayan bireyler eğitimlerini, işlerini sürdürebilir. Ancak çoğumuz şizofreni hastalığının tedavisi olmadığını, şizofreni hastalarının çalışamayacağını düşünürüz. Şizofreni Dernekleri Federasyonu düzenlediği etkinliklerle bu düşünceleri değiştirmeyi ve dolayısıyla hastalık nedeniyle evinden çıkmak istemeyen bireylerin hayatını değiştirmeyi de amaçlamaktadır.

Bir bilet bir tebessüm  Etkinlik günü yaklaşırken hepimiz heyecan içindeyiz. Belki de alacağınız bir biletle bir insanın hayatında farklılık , başka bir insanın hayatında farkındalık, bambaşka bir insanın hayatında ufak ufak adımlar atma ve hayata karışma isteği oluşturabilirsiniz.



1 Aralık 2014 Pazartesi

Teyzem İçin

Teyzem
Gülleri kokluyor
Teyzem melek oluyor
Teyzem enişteme kavuşuyor
Teyzem nurlar içinde yatıyor şimdi
Şimdi bu dünya teyzemsiz kaldı
Şimdi ben teyzemsiz kaldım


Güzeller güzeli teyzem
Gözlerindeki aşkı bana verdi her şeyden önce
Güzeller güzeli teyzem
Beni çok seviyordu demem bir daha
Seviyor şimdi ve daima

Teyzem Ayten Gedik
Hayatı roman
Ölümü kötü bir şaka
Teyzemsiz kaldık biz
Güzeller güzeli bu hayat bazen nasıl da kocaman bir hiç

Teyzem melek oluyor
Bizi hep seviyor

Teyzem Ayten Gedik
Enişteme doğru gidiyor
Sonunda buluşuyorlar
Teyzem benim
Sonunda diyor
Sonunda söyleyeceğim sana sevgimi

Ben de son görüşmemizde
Seni seviyorum diyorum teyzeme
İyileşeceksin diyorum

Bazen iyileşmek melek olmaktır

35 yaş mektubu

Garip ve bir o kadar da dolu dolu bir biçimde sürdürdüğüm hayatımda 35. yıla gelmiş bulunmaktayım. Bazen çocuk bazen yetişkin gibi davrandığım anlarım oldu. Bazen çok önemli kararlar verdim ve o kararları uygularken kendime inandım. Sevdiğim insanlarla yaşadığım dolu dolu anlar sayesinde kendimi geliştirme şansım oldu. Sevdiğim insanlarla yaşadığım her an aslında içinde sevginin ve özgürlüğün geliştiği anlardı. 
 Bazen kızgınlıklar, kırgınlıklar yaşamış olsam da bunların beni ve sevdiğim insanları yıpratmamasına gayret ettim. Doğru dürüst bir insan olmak isterken bol bol hata yaptım. Her hatamın içinde doğruyu bulma gayretim vardı. Hatalarımdan kaynaklanan pişmanlığı da yaşadım. Öyle güçlü ve güzel dostluklar kurmuşum ki tam da bu kriz zamanlarında bana bu krizin aslında bir fırsat olabileceğini anlattılar dostlarım. Öyle güzel, dolu dolu yaşlanıyorum ki saçlarımda beliren beyaz saçlara hayranlıkla bakıyorum. İki yeğenim var ve onların büyümesine bazen uzaktan bazen yakından şahit olmak, kardeşimin nasıl iyi bir baba olduğunu yakından yaşamak o kadar çok anlamlı geliyor ki...Çok sevdiğim büyüklerim bu hayattan ayrılıyor ve ayrılırken bize gerçek zenginliğin iyi insan olmak olduğunu anlatıyorlar vedaları ve anılarıyla. 35 yıl gerçekten de kolay geçmedi ama yeniden dünyaya gelsem yine bu ailenin içinde olmak, bu dostlukları kurabilmiş olmayı isterdim. Bütün güçlüklerin içinden yürekli olarak geçip gönlünüzle bir işe odaklandığınızda kalbiniz gerçekten çarpıyor demektir. Bütün sevdiğim şairler ve yazarlar beni heyecanlandırdı ve heyecanlandırmaya devam ediyorlar. Bütün filozoflar beni şaşırttı ve şaşırtmaya devam ediyorlar. Yazı yazabildiğim ve fotoğraf çekebildiğim için kendimi çok iyi hissetmeye sanırım ilerleyen yıllarda da devam edeceğim. Sürprizleri hep çok sevdim ve sanırım ilerleyen yıllarda da sürprizler yapmaya devam edeceğim. Hayatta attığım her adımda sevdiklerimi yanımda, arkamda ve bazen yüreğimde hissediyor olmanın mutluluğuyla yeni yaşıma giriyorum. 

30 Kasım 2014 Pazar

Hiç Cesur Sayılmazsınız




Kalbim kırık deniz kabuğu
Kırık kalbim denize
Kabuğu kırık deniz
Kalbim denize

Bütün mesele
Kırık kalbin vazgeçmemesi
Denizin kırık
Kabuğuma çekilirim
Bütün mesele
Vazgeçmemek

Çekip gideceğin an
Denizim kırık

Çekip gideceğim an
Kalbim kırık deniz

Şarkılar denizi
Kırık şarkılar denizinde
Öldüm dün
Biliyor musun
İnsan ölüyor eninde sonunda
Öldüm dün

Bugün kırık bir cennette
Kırık bir masada 
yazıyorum
Biliyor musun
İnsan ölse de vazgeçmiyor

En tuhaf şey de bu işte
Kırılsa
Yaralansa
Ölse
Ölse bile vazgeçemiyor

Gerçekten ölseydin diyecek biri
Bunun gerçek ölümle ilgisi yok diyecekler
İnsanlar ölümü ne sanıyor?

İnsanlar yaşamı ne sanıyor?

Her ayrılıkta vazgeçmek midir sevda
Her kırıldığında unutmaya çalışmak mıdır

İnsanlar sevdayı nasıl yaşıyor?
İnsanlar sevdayı ne sanıyor?

Bu şiir kırık cennettendir

Birbirinize bakarken titremiyorsanız
Birbirinizi düşünürken titremiyorsanız
Hiç cesur sayılmazsınız

Yasemin Şenyurt

26 Kasım 2014 Çarşamba

Hüzünden Kanatlar




Seviyor olmak hüzünden kanatlar kazandırır insana
Hüzünden kanatlarla 
Yağmur artık yağmur değildir ki
Çocukların gülüşüne benzer
Gözleriniz
Bütün güvercinlere başka gözle bakarsınız
Bütün kedileri başka seversiniz
Kitapları başka okursunuz
Yaşamın sihirli sihirli olduğunu hissedince
Kalkıp gidersiniz bazen
Sırtınızda siyah çanta
Çantanın içinde kağıtlar
Kağıtlar sanki sözcüklere tutkulu
Kağıtlar sanki meraklı ve duygulu
Kağıttan düşlerinizle
Gidersiniz bazen
Bütün gidenlerden başka türlü
Kalırsınız bazen
Kanatlarınız hüzünden
Başka çok başka bir duygunun içinde

Biraz birlikte düşünelim
Biraz birlikte duralım
Şimdi

Yasemin Şenyurt

23 Kasım 2014 Pazar

Saklambaç




Görülmemiş şey doğrusu
Hiç uğultusu olmayan iç

Yine gözlerimiz kapalı
Bilinmemiş ve belki hiç bilinmeyecek değerler için
Yaşıyoruz

Sobelenmek tam bize göre

Serbest çağrışımlarımıza
Kuru gürültü diyor başkaları
Yine yaşıyoruz
Nefes alışverişinden öte

İçimizin uğultusunda
Bazen ürkmüş
Bazen inatçı 
Çalışmak şart

İçimizin uğultusunda
Bazen alıngan
Çoğu zaman uykusuz
Sevmek

Sobelenmek tam bize göre

Kaçmayı
Saklanmayı
Olduğumuzdan farklı görünmeyi sevmediğimizden olacak

Aklımız oyunlar oynarken
Siz gülüp geçersiniz
Biz alıştık bunlara
Aklımız oyunlar oynarken
Terk ediliriz
Aklımız oyunlar oynarken
Hiç beklemediğimiz bir dosttan gelir o ses: merhaba

Nerede ne yapacağı belli olmayan hayattır aslında
Biz değiliz
Kendi kendimize oynadığımız saklambaçlar bitmez
Kendi kendimize gülebiliriz
Yine de sevmek tam bize göre
Sizi ve bizi sevmek tam bize göre

Belki bir merhaba sesidir
Bütün beklediğimiz
Belki bir mektupta gizlidir
Bütün hayallerimiz
Belki de bütün isyanımız
"Sevgileri yarınlara bıraktınız"

Belki gözlerimden yaş akmaz
Belki tek kelime edemem
Belki işim gücüm yok
Kendi kendime saklambaç oynarım

Yine de nerede ne yapacağı belli olmayan ben değilim
Hayattır 

Yasemin Şenyurt

28 Ekim 2014 Salı

Gün Şiir Olur






Gün başlasa
Hareket sürse
O hareketin içinde
Şiir vardır
Şiir bazen apaçık söyler
İçindekileri bir insanın
Şiir duyurur 
En içeride olanı 

Gün başlasa
Kahvaltı ediyor olsak
Tek söz etmeden
Anlaşsak

Gün başlasa
Günaydın desek birbirimize
Bütün şiirler 
Bütün kuşlar
Yeniden anlam bulmaz mı

Gün başlasa
Deniz kıpırdansa hafif hafif
Çağırsa bizi yağmur
Bütün şiirler yeniden yazılmaz mı

Gün başlasa
Sen oradasın 
Nefes alıp veriyorsun
Ben bunu biliyorum
Bütün güzelliği de bu aslında günün
Kahvaltının
Denizin
Hayal kurmanın

Gün başlasa
Bizi çağırsa sonbahar
Bizi anlasa Ankara
Bir sigara yaksak
Kahve içip
Gün nasıl güzel olur 

Gün nasıl güzel olur
Sen günaydın dersen

Gün nasıl şiir olur
Sen günaydın dersen

yasemin şenyurt

11 Ekim 2014 Cumartesi

Lacivert

bak yine 
turuncu oldu gökyüzü

bak yine o gramofon sesi

bir kedinin mırıltısı

yine düşünceli gördüğüm kadın
kendinden daha düşünceli bir cümle kurdu
kurmak ki
daha önceki kurmalara hiç benzemiyordu

ne bir sofra 
ne bir cümle
ne de bir şiir kurulabilirdi bu kadar düşünceli

bak yine vapurda
kitabını açtı kadın
aynı kadın
ismi belki Leyla
İsmi belki sadece Leyla
gözlerinin rengi belki siyah
sadece siyah

kitabı okumuyor sanki
açmak ki ne göz açılabilirdi o kadar şaşkın
ne kapı açılabilirdi o kadar rahat
açmak ki 
daha önce açılmışlara hiç benzemiyordu

bir hediyeyi açıyordu ayakta
gözleri yaş içinde 
ismi Leyla
aynı düşünceli kadın
nasıl gülüyor
nasıl ağlıyordu aynı anda

an lacivert
onun gözleri siyah
hangi an geçiyor sizin aklınızdan
hangisi geçerse 
an lacivert
Leyla çünkü laciverdi 

gramafon hiç çalmasa diyorum
gökyüzü şu rengini açsa ya da kapasa

şairler hep yazsa
Leyla'yı

Düşünceli ve lacivert
yazsa şairler

yasemin şenyurt

8 Ekim 2014 Çarşamba

Maskeli Balo ve Felsefe

Kimsenin kimseye kin gütmediği,  insanların birbirinin boğazına sarılmadığı ve yaşamın gerçek anlamda yaşanılası olduğu bir dünya için atılması gereken çok adım var.



 Sahiplenme duygumuzu kontrol edemedikçe ve bu duygunun tesiri altında daha çok şeye sahip olmak istedikçe insan da yaşadığımız dünya da  iyileşmeyecek. Birbirimize kin duyarak ve bunu gizleyerek yaşadığımız için maskeli balonun ortasında hepimiz birbirimizin kuyusunu kazmaya çalışıyoruz. Kuyular o kadar çok ki kendi açtığımız kuyuya kendimiz de düşebiliyoruz. Kendi yaşamlarımızdan yola çıktık ama bu yaşamları genelleştirdiğimizde karşımıza savaş çıkıyor. Şartlar savaşmayı hem de her şartta savaşmayı gerektiriyor diye düşünenlerin yanılgısına karşı çıkacak kaç kişiyiz? İnsanın içindeki kötülükle mücadele edebilmesi için nasıl önce onu tanıması gerekiyorsa insanın savaşlara karşı durması için de tarihten, coğrafyadan, sosyolojiden, siyasetten anlaması gerekiyor. Ne olup bittiğini anlayacak donanıma sahip olmaktan korkuyoruz. Çünkü bildiklerimiz çoğaldıkça bu bilgi bize ne olursa olsun doğruyu söyleme sorumluluğunu yüklüyor. Bu sorumluluktan kaçmak için de bilmemeyi, anlamamayı seçiyoruz. Olayları anlamada, görmede ve iç yüzlerini kavramada bize rehber olacak felsefenin uzağından bile geçmiyoruz. Gerçekleri görmek ve söyleyebilmek hem de bu maskeli balonun ortasında zor iş! Yine de gerçekçi bir umutla insanlara ve insanların felsefesiz yaşayamayacaklarını düşündükleri geleceğe güvenmek gerekiyor. 


Yasemin Şenyurt

Felsefeyi Sevmek




İnsanın yetiştiği aile, içinde bulunduğu toplum düşüncelerini ister istemez etkileyecektir. Bu etkilenmelerin ne dereceye kadar olacağını ya da belirli bir aşamada gerekli, yeterli olup olmadığını her yetişkin sorgulayabilmelidir. İnsanın kendisi olabilmesi bu sorgulamanın niteliğiyle ilgilidir. Bu sorgulamadan vazgeçmek ve inatçı bir biçimde kendine dayatılanları yaşamak aslında insanı yüzeysel olarak rahatlatan ve bu rahatlığa alıştıkça da en ufak sıkıntı karşısında bocalayan bir insan olmak anlamına gelir. Bu sorgulamadan vazgeçmek insanın iç dünyasının bir süre sonra bulanıklaşarak ortadan kalkmasına da neden olur. 

   Bize öğretilenlerin öğretildiği gibi olup olmadığını araştırma çabası ne kadar önemliyse bize benimsetilmeye çalışılanlara karşı kendi duruşumuzu yaratmak da o kadar önemlidir. İnsan felsefe ile uğraşarak kendi duruşunu yaratabilir ve sürdürebilir. Arkadaşlarla, ailemizle ve yabancı insanlarla kurduğumuz ilişkilerde sağlam bir duruşumuzun olması ilişkilerimizin niteliğini etkileyecektir. Sağlam bir duruş için gerekli olan felsefe aslında en temelde bizi başkalarından ayıran özelliklerimizin, bizi biz yapan yanlarımızın tanınması sayesinde ve başkasını başkası yapan özellikleri anlamada rehber olması sayesinde bize bir temel sağlamaktadır. 

Kendini tanıyan ve geliştiren bir insan aslında kendisi için ve başkaları için yaşama yaratıcı müdahalelerde bulunma gücünü felsefeden almaktadır. Felsefe sayesinde görünen şeylerin göründüğü gibi olmayabileceğini kavramak aslında insanın kendisini tanımasında önemli bir noktadır.  Görünen şeylerin göründüğü gibi olmayabileceğine dair kavrayış  bir sorunu çözmede de bir sanat eseri yaratmada da  insanı farklı bir noktaya taşıyacaktır. İnsanlar genellikle gördükleriyle ve duyduklarıyla yetinme eğiliminde olduklarından sorgulamak yerine benimsemek onlara kolay gelmektedir. Halbuki ötesine geçebilme, aslını merak etme, farklı yerlerden bakabilme çabası sadece insanın değil yaşadığımız dünyanın da güzel ve anlamlı olmasını sağlayacaktır. 

Yasemin Şenyurt

7 Ekim 2014 Salı

Felsefeden Korkmak mı?




Felsefe konusunda  günümüzdeki insanların korku ve tedirginlik duyduklarını kendilerinden dinliyor ya da dolaylı olarak okuyoruz. Bilgelik sevgisi anlamını taşıyan felsefenin etrafındaki bu korku nun giderilmesinin gerekliliği ortadadır. Felsefeden uzaklaşmak aynı zamanda eleştirel düşünmeden uzaklaşmaktır ki insanlara sunulan imkanların, yaşam tarzlarının sorgulanmadan kabulü hatta çoğu zaman o yaşam tarzına itaati beraberinde getirmektedir. İnsanlara sunulan imkanların ve imkansızlıkların ya da dayatılan yaşamların sorgulanamaz olması durumunda insanın sisteme uyum sağlayan robottan farkı kalmayacak ve yaşamı kendiliğinden bir hapishaneye dönüşecektir. Soru sormak, sorun çözmek için farklı düşünme yollarını denemek ve felsefe tarihini bilmek günümüz insanının her zaman ihtiyaç duyduğundan  daha çok ihtiyaç duyduğu bir mesele olmuştur. Çünkü içimizde uyum sağlama endişesi tarafından kontrol edilen seslerimiz dışarıya cılız ya da gür bir şekilde çıkamamaktadır. En ufak itiraz söz konusu olduğunda bile başım derde girer mi diye karalar bağlayan insanın acil şekilde yardıma ihtiyacı olduğu düşünülmemekte ve o insan normal olarak kabul görmektedir. Günümüzde Gramsci’nin dile getirdiği şekilde her insanın filozof olduğu düşüncesi hatırlatılmaz ve insanlar felsefeden köşe bucak kaçmaya çalışırlarsa başımıza gelecek olan şiddetin önüne kimse geçemez. İnsanların birbirlerini sindirmeye çalıştığı günümüzde eleştirel düşüncenin öneminin anlaşılması acil bir sorundur ve titizlikle ele alınması gerekir. Bize dayatılan yaşamın doğru, adil ve güzel olduğu bir söylentiden ibarettir. İnsanların bu söylentinin niçin yayıldığını ve arkasında ne dolapların döndüğünü anlaması için geçecek zamana seyirci kalamayız ve kalmamalıyız. Felsefeden korkan insanların bu korkusu ya da akıllarındaki karışıklık tam da bizi yöneten insanların yaşatmak istediği en temel korkudur. Bu felsefe korkusu yenilmediği ve aşılmadığı takdirde her konuda  korkudan titremeye ve boyun eğmeye mecbur kalacağız. 
Yasemin Şenyurt

Niyet Başka






Yine ben geldim gökyüzü
Rüyamdan kaçıp
Derslerden çıkarak
Kaçıncı ziyaretim
Bilemezsin
Sen beni tanımazsın üstelik
Yine ben geldim
Bu sefer niyetim başka

Yasemin Şenyurt

4 Ekim 2014 Cumartesi

Sonbahara Övgü





Sonbahar 
Bence bu genişlemesidir hüznün

Sonbahar
Saatin melankolisini duymaktır

Sonbahar
Şairlere 
Şiirlere bağlılık zamanıdır

Sonbahar
Paletteki gözyaşıdır

Sonbahar
Trenle yolculuktur
En çok da düşlere doğru

Sonbahar
Dünyayı değiştirmek gerektiğini iliklerinde hissetmendir

Sonbahar
Unutmamaktır

Sonbahar
Misafir olmaktır bir çocuğun odasına

Sonbahar
Bazen sırt çantanı alıp gitmektir
Kimsenin seni bulamayacağı bir meydana

Sonbahar
Kendine gülümserken
Aklına annenin gelmesidir

Sonbahar
Bir sigara içelim cümlesinin içinde geçen
Ankara'ya güzellemedir

yasemin şenyurt

3 Ekim 2014 Cuma

Tekrar Söyler misiniz?



Uçurtma mı dediniz
Gülerken gökyüzünü uzatarak
Tekrar söyler misiniz?

Yasemin Şenyurt

28 Eylül 2014 Pazar

Gerçek nedir?

http://www.felsefehayat.net/video/the-oxford-murders-gercek-hakkinda.html

Sabah sabah zihin açan bir tartışmayla günaydın...

Gerçek nedir?


Çıkmaz Cümleler




Kendime yeni bir hüzün kaynağı bulana dek kibritten kayıklar yapacağım
Kendime yeni bir bavul alana kadar çıkmaz sokakların kokusunda kalacağım
yasemin şenyurt


Yüzerken hayallerin içinde
Can simididir zaman
yasemin şenyurt

Galiba ben ne olursa olsun gerçekleri seviyorum
Bütün yıkıcılığı ve yalınlığıyla
yasemin şenyurt

Ruhun bilinmezlikleri karşısında
Sadece şapka çıkarılır
yasemin şenyurt

Gel kanatları rengarenk arzu
Gel ve yen beni
Sana yenilmek için varım
yasemin şenyurt

Göz açıp kapayana  kadar süreye
Herkes başka ad verir
yasemin şenyurt

Acı başka başka okunabilir
Yeter ki ezberlenmesin
yasemin şenyurt

Ezberden yaşadığımız için mi
Bu kadar yaşanmamış an?
yasemin şenyurt






14 Eylül 2014 Pazar

En Çok Sonbahar Olur


Fotoğraf: Yasemin Şenyurt




yağmur yağdıkça
palyaço saçlarını açar
ağlar belki de kuğulu parkta 
kağıttan düşler
yapraktan denizler
olur
ankara'da da
dalıp gider insan
aşık olur
kanatlarını açan güvercine

ankara'da
en çok da
sonbahar olur mevsim
en çok da
çocuklar buna küser

yapraktan denizlerde
yüzer şairler

Yasemin Şenyurt