29 Aralık 2016 Perşembe

beklemeyin beklemeyin



bilinmezliğin dilinden kimse anlamadığı için bu yalnızlık
bu soğuk
bu girdap

biraz daha şarap
biraz daha gecenin kokusu

öpüşen çiftler var

kör kütük sarhoşlar

ayakta uyuyanlar

eğer bir şeyler olabilseydi
olmuş da olabilir
olduğuna tanık yoktur belki

bu bütün insanların aklının almayacağı bir şey
yalnızlık

kırarak gökyüzünü
yağmurdan inmesini beklediğimiz ne vardı

kırıştırarak yüzümü komik oluyorum
beklediğim şey yok

ne hayattan ne ölümden
beklediğim şey yok

gecenin kokusunu duyuyorum
yerde inanılmaz bir su birikintisi
fotoğrafını çeksek
inanılmaz alkış kopar
gecenin kokusunu duyuyorum
o su birikintisine sıçrayıp duruyorum

beklediğim şey yok
ne insanlardan ne doğadan
kırıştırarak yüzümü
komik oluyorum

palyaço olmaya hiç bu kadar yakın olmamıştım

öpüşen bir çifte çarpıyorum bisikletimle

beklemiyorum
beklemiyorum
beklemiyorum

ne ölüm
ne yaşam
ne de bir işaret

şu ders kitapları hep hatalı
ben yazacaktım ki onları
masala benzeyeceklerdi
ben yazacaktım ki
kimse bir şey beklemeyecekti

palyaçolara selam verin diyecektim
ders bir
şiir okuyun diyecektim
ikinci ünite

beklemeyin çiçekleri
bir cümle kurabilin yine de çiçekli
çiçekleri bir uzaylı yerken diye başlayın yazmaya
beklemeyin 
ne bir tabak yemek
ne bir vitamin
yürüyün denizleri
alnınızda duyarak ateşi
korkmayın öpüşen çiftlerden
kazayla veya bilerek çarpmayın onlara
dikkat edin çarpmayın sakın

beklemeyin ambulansı
beklemeyin itfaiyeyi
ders kitapları hep hatalı
çevirin sayfayı
siz 

beklemeyin 
beklemeyin
beklemeyin

çevirin sayfayı

yasemin şenyurt

25 Aralık 2016 Pazar

Kuğunun Söylediği

video

Yasemin Şenyurt'un çektiği fotoğraflara ve videolara ulaşabileceğiniz facebook adresi:


Düşlediğim Kadraj

Yasemin Şenyurt'un mail adresi: yaseminsenyurt@gmail.com

24 Aralık 2016 Cumartesi

sende yeni bir şiire dönüşüyor hayat






Sesime tarçın yakışıyor
Denize bakarken de keyifli bir ıslık 
Saçlarımı açıyor


Sende yeni bir şiire dönüşüyor hayat

Sesime tarçın yakışıyor
Eksi beş derecede misafir gelmiş olamaz
Kapının çalmasına aldırma gönül
Belki bir uzak yerdedir misafirler

Sende yeni bir şiire dönüşüyor hayat

Sesimde tarçın akıyor
Tutun koluma gidelim 
Bizde deniz ne arar
Bol bol kar var

Üşümek mümkün
Donmak mümkün
Beklemek de mümkün
İyi günleri ve şarkılar söyleyen çocukları

Sende yeni bir şiire dönüşüyor hayat

Bizde deniz ne arar
Bereket ki 
Deniz saydıklarımız var

Sesimde akan tarçınla diz çöküyorum
Aramak mümkün


Sende yeni bir şiire dönüşüyor hayat
Ben bunu çok seviyorum
Şimdi gitmezsem ölürüm şuracıkta
Yaşamak çok gösterişli bir iş
Seviyorum da sayılmaz
Yine de bir ödünç sigara ver
Eve gideyim
Biraz şarkı dinlerim

Sende yeni bir şiire dönüşüyor hayat
Ben bunu çok seviyorum
Sesimde akan tarçınla bir şarkıya eşlik etmek isterim
Yaşamak çok gösterişli bir iş
Seviyorum da sayılmaz
Yine de bir sigara ver
Ödünç ya da değil
Gideyim

Yasemin Şenyurt

Görkemli Sessizlik



Neden bu kitabı yazdınız diye sükunetle sordum. O bana T. Bernhard'dan bir alıntı ile cevap verdi: 



Ama şartlar hiçbir zaman kısa zamanda oluşmadı, diyor Oehler, her zaman ve her durumda şartlar uzun süren bir sürecin sonucudur.

Thomas Bernhard

Uzun sürebilecek bir sessizlik başlamıştı aramızda. Hava buz gibiydi. Havadan sudan konuşmaktansa böyle görkemli bir sessizlikte buluşmuştuk. Böyle bir havada, bu kadar kötü bir zamanda görkemli bir sessizlikte sözcüklerin peşimizde olduğunu söyledim. "Korkma" dedi ve elindeki kitaptan altı çizili cümleleri okumamı istedi:

Biz her zaman her şeyi en yakın yerde ararız, yanılgı bu. Her şeyi en yakın yerde aramasaydık, diyor Oehler, her şeyi en yakın yerde aramak beceriksizlikten başka bir şeyi kanıtlamaz.

Thomas Bernhard

Peki yaratıcı bellek mümkün mü diye soracaktım ki "şurayı da oku" dedi ve sorumu unutup dediği yerleri üç kez belki de dört belki de yetmiş kez okudum: 

İnsan her durumda daima her şeye geri dönebilmeli, diyor Oehler, bu en derin ve böylece şimdiye kadar saptanmamış ve algılanmamış geçmişe dönmek olsa da.

Thomas Bernhard

Yürüyebilseydik sanırım bütün ağaçları incelerdik sizinle. Kök, gövde ve dalları olması bakımından değil de "Rahatı Kaçan Ağaç" ile ilgileri bakımından diye düşünüyordum. Kitap masanın üzerinde duruyordu, hem de nasıl görkemli bir duruş... Kitabı rastgele açıp okudum ve ona tam da şurasını okur musunuz diye sordum:

Yürüdüğümüz sırada gözlemlediği şeyi anlıyormuş ve bu nedenle hiç gözlemlemiyormuş, çünkü insan (bütünüyle) anladığı şeyi gözlemleyemezmiş.

Thomas Bernhard

Kitaba ikimiz birden bakıyorduk ve şu paragrafla karşılaştık.


Sabahları neden erken kalkıyorum?sorusu kesinlikle ölümcül olabilir (olmak zorundadır), gerçekten sorulduğu biçiminde sorulursa ve sonu getirildiğinde ya da sonuna getirilmek zorunda kalındığında. Akşamları neden yatıyorum? sorusu, neden yemek yiyorum sorusu? Neden giyiniyorum? sorusu, beni bir insanla neden her şey bağlıyor (ya da çok şey ya da az şey) başkalarıyla hiçbir şey? soruları sonuna kadar götürüldüğünde bir soru soran ve onun sonunu getiren kişi de, ki sorunun sonunu getirir ya da sonunu getirmek zorundadır ve getirir, o zaman soru yanıtlanmıştır, kesinlikle yanıtlanmıştır anlamına gelir, soruyu soran artık varolmaz.



Thomas Benhard


 Bu paragrafla karşılaşmış olan biz ölümcül bir kazadan sağ kurtulmuş iki şaşkın, iki sağ, iki yetişkin aynı anda aynı sesleri duyuyorduk ve bizden başka bu sesleri kimsenin duymadığından emindik. Kanıtlayabilmek, açıklayabilmek hatta konuşabilmek gibi bütün yüklerinden kurtulmuş biz şimdi kitabı okumaya başka bir biçimde devam edeceğiz. 

Yasemin Şenyurt

17 Aralık 2016 Cumartesi

13 Aralık 2016 Salı

Boyalı Kuş Hakkında



"Geniş buzun ortasında yapayalnızdım. Kızgın rüzgar beni itmeye devam ediyordu. Beyaz, pamuklu, kenarları kara bulutlar bana yolculuğumda yoldaşlık ediyorlardı. Sağanaklarda delice danseden, boyuna uçuşmaktan sarhoş olan sığırcık kuşları gibi özgür, yapayalnızdım. Rüzgarın gücüne güveniyor, yelkenimi geriyordum. Bu bölgedeki insanların rüzgara neden bir düşman gözüyle baktığını, o gelince pencerelerini niçin kapadıklarını anlayamıyordum doğrusu."

Jerzy Kosinski

Boyalı Kuş'u okumaya devam ediyorum. İnsanların kötülüğe nasıl yenik düştüklerinin ve nasıl acımasız olduklarının bir çocuğun gözünden anlatımı o denli sarsıyor ki benliğimi... Sarsılıyorum ve bu kitabı okumak yıkıcı bir deneyim olduğu kadar kendime, insanlara dair bakışımı değiştiren yaratıcı bir deneyim oluyor. Kitabın yıktığı yer önce boş ve soğuk kalıyor. Daha sonra çocuğun yaşadığı bütün kötülükler karşısında yaşama tutunma mücadelesi göz kırpıyor. Yıkılan yer  karanlık, boş ve soğuk. Mezar sanki... Mezar zannettiğim yerde yaşamın tekrar canlanması çocuğun yolculuğu ile mümkün. Ölmekten beter olmanın ne demek olduğunu bu kitabı okuyana kadar anlamamışım diye düşünüyorum.  Sevginin ve iyiliğin cılızlaştığı, kötülüğün herkesin içinde büyüdüğü yerlerde bir çocuk yolculuğuna devam eder ve size "devam et" derse bu okuma deneyimi o mezarın yerine canlılığı, sevgiyi, umudu, özgürlüğü yerleştirirse "bütün dünyaların içinde mümkün olan en iyi dünyanın bu dünya olduğunu" iddia eden filozofa hesap sormak gelir içinizden. Daha neler neler gelir içinize, aklınıza, yüreğinize... 

yasemin şenyurt
2016-Ankara

10 Aralık 2016 Cumartesi

Dünya ve Pessoa




Sanki bir şeyi anlatmak için/üzere
kurulmuş bir cümleye
italik hıçkırmış
sanki yorgun battaniyenin kaçmış sıcaklığına
dökülmüş şarap
Sanki titreyen gözün içindeki çapağa
sızmış şefkat
Bu böyle anlatılmaz dercesine
Kaç takla atsam boş
Kaç kere bir bir
Saçlarımı kazıtmak için bahaneler üretmektir
(bir müddet)
Bahaneler Üretme Atölyesi'nde
unutulmuş ve kemirilmiş bir kitap kapağı
kapaktan görünen dünya ve Pessoa

Yasemin Şenyurt

9 Aralık 2016 Cuma

İçten Gelen



İçinden gelecek içinden
bir buz parçasından kaymak
sümbül aramak çekmecelerde
nergis kokmak içinden
gelecek içinden 

en güçlü olsan da 
ağlayabileceksin nar 
en güçlü olduğunda
ağlayabileceksin

uyumsuzluğuma düşen kahkül
bir cümlem bile yok

içinden gelecek
rüyayı öpüp başına koymak
gelecek içinden içinden
yağmura sarılmak
toprağa dalmak

misafir olacaksın misal
içinden gelecek miyavlamak
kış dokunmayacak
üşümeye koşacaksın
düşeceksin de
içinden gelecek 

gözlerimi tutar mısın
kaşla göz arası hiç olmaya bayılıyorlar

içimizden gelen şairler konuşsun bütün gece
gece diye bir kırık nazar boncuğum var
gece diye bir reçel kavanozum var
gece diye bir turuncu defterim 

anlatmaya bayılıyorum ama 
gözlerimi tut bir müddet
bir müddet
bütün  sümbüller nergis olsun 

içinden gelecek
içinden 
ondan geriye sayamamak
içinden gelecek
onda kalmak

Yasemin Şenyurt